Yorum: Deep Tone – Yani!

Basım Tarihi: Şubat, 2016
Yayınevi: Gece Kitaplığı
Sayfa Sayısı: 224
Arka Kapak:
Feys, insta, vadzap, vadped, geçiyor günler.
Tam 16 kere beğendim ya ben bu hayatı, etiketlerim ben bu gülmekli, şakalıklı güzel günleri.
Yaşamak en değerlimiz kanka ya, hayatımız çok güzel çünkü bize çekmiş.
Hayat ya sende vadzap var mı, bekliyorum seni yawrum, hadi beni de etiketle, ben de fark edilmek istiyorum.
Hayat sen var ya bir insana ancak bu kadar yakışırsın, harcanıyorsun burda, seni beğeni yaptım, bir meleqsin sen.
Yani!
Yorumum:
Öncelikle ben iddialı bir yorumcu değilim. Okuduğum kitaplara kendime göre notlar alıyorum diyerek başlıyorum.
Bugünlerde blogspotta bir etkinlik var. Sevgili Deep Tone hakkında yazılıyor. Ben biraz geç kaldım ama iyi bir amaç uğruna. Çünkü bir Deep Tone kitabı okuyordum ve bitince yorumuyla gelmek istedim. Ve şimdi bugün bitirdiğim Yani! yorumu ile geldim.
Öncelikle tanışmamızdan başlayayım. Ben internet sitemi bir yıl daha devam ettirsem mi yoksa blogspota yedeklesem mi diye düşünürken bir yandan da yazıları bloga aktarmaya başlamıştım ki bir baktım yorumlar gelmeye başladı. Böylece bende onun yazıları ve bloguyla tanışmış oldum. Blog geçmişine bakarken kitaplarını fark ettim. Ve Yani!’yi sipariş verdim. İlk fırsatta da okudum. Bu arada kendisi bloguma ilk günden beri destek vererek kararsız kaldığım bir konuda bilmeden yardımcı oldu. Bu yıl site ve blog aynı anda yayında.
Kitaba gelince. Üç bağımsız hikaye söz konusu. Birinci tekil şahıs anlatımlı. Üç kızımız var. İlk Gece ile okumaya başlıyoruz. Konservatuvar öğrencisi, 20 yaşında ve çello çalıyor. Tek başına yaşıyor ve hayatından bir zamanı onun gözünden okuyoruz. İkincisi 16 yaşında üniversite sınavlarına hazırlanan Çağla. Okulu, ailesi, duyguları, düşünceleri. Ve son Simay. Makine mühendisi. Onu okurken tanıdığımı bile sandım. Şimdilerde konuşmadığım Hay Day’den mahallemi dağıtan Fulya’ya benzettim. Özellikle motorsiklet olaylarında bu kesin Fulya dedim.
Pek çok yeri işaretledim okurken ve kısa sürede okudum. Akıcı bir anlatım ve ilgimi çekti açıkçası. Üç kızımızda aşk peşinde değil. Gece’nin derdi müzik. “Aşk peşinde yitip gitmek istemiyorum. Yitireceksem kendimi bari müziğin içinde olsun.” diyor. Çağla telefonu ve sosyal medyasıyla aşk yaşıyor. İnternet bağımlılığı dediğimiz şimdilerde bir durumu var. Simay aşksız olmaktan mutlu. İlişkisi olanları gergin ve sıkıntılı görüyor. Yani kitabı okutan aşk meşk durumları o onu demiş bu böyle bakmış şöyle yanlış anlamış kalbini kırmış durumu yoktu. Neden kitap okuyorsun diyenlere farklı dünyalara açılan bir pencere derdim aynen bu durum sözkonusuydu.
Üç farklı kadının gözünden dünyalarına dahil olmak son derece keyifliydi.
Ben çok sevdim. Diğer kitaplarda görüşmek üzere sevgili Deep Tone.❤❤❤ Bloguma ve bana verdiğin destek için teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s