Yorum: Güneş Demirel – Katran Karası

Not: Kasım, 2015’te o zamanki blogumda yaptığım yorumdur. Beğendiğim bir yorum olduğundan aynen aktarıyorum. Çektiğim fotoğraf gözüme ayrı güzel göründü, o başka bir konu 🙂

O kitap senin bu kitap benim dolaşırken, baktım kapağında sonbahar yaprakları “bu mevsimde bu kitap okunmaz mı?” diyerek attım çantama işe gitmek için yola koyuldum.
Neyse ki mesai başlamadan, kimseler gitmeden herkesten önce iş yerine varıyorum. Bahçede ufak bir gezi, saha analizi yapıp hemen uygun bir yerde fotoğraf çekiyorum.
Eyyy kitap okuma sevgisi, blog yazma heveslisi bana neler yaptırıyorsun. Bu yaşta çantamda kitap uygun bir yer arıyorum fotoğraflar için. Ama mevsim sonbahar ve ben sonbahar insanıyım. Yere düşen yapraklar, hafif serin, soğuğa yakın hava, yağmur, karanlık bulutlar, güneş gidince üşümeler. Seviyorum sonbaharı.
Ama böyle bir sonbahar fotoğrafı çekmek için çok önemli bir nokta var ki, bunun gibi sıcak bir sonbahar geçirmek lazım. Yağmur yağarsa kitaplara yazık olur.

Gelelim kitabımıza.

Uzun zamandır ismini çok duyup bir türlü okumaya fırsat bulamadığım yazarlardan biriydi Güneş Demirel. Sonunda geçen gün raflara göz gezdirirken kitabına rastlayınca aldım ve okudum. Ben her türden okumayı seven sıradan bir okuyucuyum. İçimi sıkmasın yeter kitaplar. Dünyanın çirkin yüzünü kitaplarda görmeye tahammülüm yok. Dünyada yeterince görüyoruz zaten. Neyse Katran Karası’na gelince; bu bir aşk romanı. Kişiler karşılaşıyor ama hemen çarpıldım üç günde aşık oldum bir günde ayrıldım, yarım günde evlendim türünden değil. Aşk zamana yayılmış, yavaş yavaş gelişmiş. İki kişinin düşüncelerinden sırayla okuyorsunuz ama biri susunca diğeri başlıyor, aynı olayı tekrar tekrar okumuyorsunuz son zamanlarda moda olduğu üzere (Örnek; Jamie McGuire Tatlı Bela, Ayaklı Bela, yazar abartıp aynı zaman dilimi için iki ayrı kişinin bakış açısını ayrı kitaplarda yazmış). Bu yüzden de tek bölüm neredeyse kitap.

Karakterler zor kişiler. Yağmur üç günlük bebekken karakol kapısına bırakılan kalbi kırık, hüzün dolu biri. Özgür’ün karakteri kitap ilerledikçe belli ediyor kendini. Yağmur’a yaklaşırken her şey güllük gülistanlık ama elde ettikten sonra başlıyor kaprisler. Bu açıdan bakınca ne kadar çok Özgür var çevremizde onu görüyorsunuz ve bu kitabın sayfalarını buruştursam şu Özgür’ü biraz hırpalasam diye içinizden geçiriyorsunuz (en azından ben, bu arada tabi ki şiddete karşıyız :). Hatta Özgür abartıp o şirkette çalışma, istemiyorum filan diyor ama bu konu sonuca bağlanmıyor ama ben görüyorum sonlarını Yağmur işi bırakmış, Özgür’ün şirketinde çalışmaya başlamış, ama alan değişikliği olduğu için muhasebe kursuna gidip hesapları filan tutuyor artık. Özgür’ün kendi adı gibi Özgür ama nedense çevresine aynı hakkı tanımıyor. Bence Yağmur kısa yoldan bu işten vazgeçmeliydi ama işte aşk önce hoş gelir, sonrası… İşte öyle.

Amacından son derece çıkmış kitap yorumuna benzemeyen kitap yorumumu; dili akıcı, konu güzel işlenmiş ve sürükleyici, bu türü sevenlere tavsiye edilir şeklinde bitiriyorum.

Güneş Demirel’de sevilen yazarlar listeme eklendi. Bundan sonra kitapları itina ile okunacaktır.

Bol kitaplı günler, keyifli okumalar,
Hayat Kitapla Güzel…

Biterken; sonbahara kadar sabredemedim aktarırken kitap yorumunu. 2016 sonbaharında maalesef bu kadar pozitif değildim. O yüzden bloglarım ve kitaplarım için verimsiz bir zaman aralığıydı. Bu yüzden kendime not: negatif insanlardan uzak dur, kötü onlar, içini karartırlar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s